17 Haziran 2019 / Annemle ilk ilişkim= Hayatla ilişkim

İnsanlar olarak duygusal sağlığımızın ana kaynağı başka insanlarla olan temasımızdır ki aynı zamanda duygusal ve ruhsal acı çekmenin kaynağı da onlardır. Temel olarak, başka insanlar için duygusal ıstıraba neden olabilecek tek şey sadece insanlardır.
Stresle ilgili pek çok şeyle başedebiliriz( açlık, yoğun çalışma, olumsuz çevre ve ruhsal koşullar vs.) fakat bize başetmesi en zor gelen ve acı veren şey, KÖTÜ İLİŞKİLERDİR.
İlişkilerimizde, korkularımızla, öfkemizle, utanç ve suçluluk duygularımızla ve sevgimizle yaşamayı öğrenmekle karşı karşıya kalırız.
Kişiler arası iyi ilişkiler şifa verir, kötü olanlar bizi hasta eder. Bağlanma düzeyindeki ilişkiler ( ebeveyn, çocuk, eş, partner, kardeş, evcil hayvan…), benliğimizin en derin duygusal ve ruhsal düzeyinde sağlığımızla ilgili en önemli meydan okumaları biçimlendirir, çünkü duygusal ve ruhsal bağlanma karşılıklı-bağımlılığı, neşe acı gibi duyguları paylaşma ve birbirimizi derinden anlama yeteneğimizi doğurur.
Duygusal ve ruhsal bağlanma bir sevgi ve güç kaynağı olarak hizmet görür ancak bu bağlanmanın altında yatan duygusal bir “dolaşıklık” varsa, keder ve üzüntü getirebilir.
“Bu dolaşıklık şu anlama gelir: Dolaşık olduğum bu insandan bağımsız olarak hissedemiyor, düşünemiyor ve karar veremiyorum, çünkü aksi takdirde bu ilişkinin biteceğinden ve o ilişki olmadan yaşayamayacağımdan korkuyorum.”
Dolaşık bir ilişkide kimse kendi “doğru yerinde” değildir.
Ebeveynler çocuk gibidir ve çocuklarının kendilerini tatmin etmesini bekler; çocuklar kendi ebeveynlerine “anne babalık” yapar ve kayıp anne babayı, arkadaşları ya da eşleriyle ikame etmeye çalışırlar; Ardından eşler birbirine çocuk gibi davranır.
Ruhsal olarak dolaşık terapistler, kendi ihtiyaçlarını danışanlarına yansıtır ve danışanlar terapistin “iyi bir iş yaptığını hissetmesini” garantilemeye çalışarak terapistlerine iyi bakma sorumluluğu hissederler.
DOLAŞIK İLİŞKİLERİMİZİ ÇÖZMENİN TEK YOLU, BAŞKALARINA DEĞİL KENDİMİZE BAKMAKTIR.
İçimde bu özel dolaşıklığa bu kadar hassas olmamı sağlayan ne?
Geçmişimdeki kökenleri neler?
Bu da genelde kendi sistemimizden kaynaklanan korku ve acılarla yüzleşmek demektir ki, çoğu zaman bunların kaynağı, köken ailemizdeki travmatik deneyimlerdir.
(Prof. Dr. Franz Ruppert)

ANNEMLE İLK İLİŞKİM = HAYATLA İLİŞKİM çalışmaları, yaşamınızda fark ettiğiniz sorunların altında yatan dinamikleri anlamanızı ve çözmenizi sağlar.

Bağlanma ve ilişkilere yansıması” konusunun işlendiği workshopta , psikolog ve psikanalist John Bowlby den günümüze gelen bağlanma teorileri ışığında, kendi yaşam yolunuzda kurduğunuz “ ilişkiler sistemine” dair geniş bir iç görü kazanacaksınız.
Yürüyen ya da tıkanan ilişkilerinizdeki kişisel yaklaşımlarınızı fark edip, daha sağlıklı düzenlemeler yapabilmenin ip uçlarını alabileceksiniz.
Konstelasyon bakış açısı ve yaklaşımıyla, temsilci algısı fenomenini deneyimleyerek annenizle olan ilk bağlantınızı kaliteli bir yaşama ulaşmak için nasıl dönüştürebileceğinizi fark edebileceksiniz.

* Erken dönem anne- bebek bağlanmasının kalitesinin, kişisel yaşam üzerindeki etkileri.
* Anne – çocuk ilişkisinin yaşam yolunda sağlıklı sınırı nedir?
* Konstelasyon bakış açısı ile SEVGİ ve KÖR- SEVGİ arasındaki farklar.
* SADAKAT kavramına yeniden bakış.
* Anne, “Ben, her şekilde senden daha iyiyim”…! Ve sonuçları.
* “Kabul” ne demektir? Nasıl gerçekleşir.

Katılımcılar arasında ” anne bağlanma kalitesi hakkında” bilgi verme niteliğinde bir sistemik çalışma yapılacaktır.
Katılım Sertifikası verilecektir.

KİMLER FAYDALANABİLİR ?
* Belirgin olarak anne ile ilgili sorun yaşayanlar,
* Çocukları ile sağlıklı bir ilişki geliştirmek isteyenler.
• Her hangi bir ilişki içinde sorun yaşayıp, nedeni ve çözümü bulamayan ve bu sorunu diğer ilişkiler içinde tekrar tekrar yaşayanlar.
• Zarar gördüğü ilişki sistemlerinden uzaklaşamayanlar.
• Bağımlılık geliştirenler.
• Yaşamlarında , benzer problemlerle tekrar eden döngüler halinde yeniden yüzleşmek zorunda kalanlar.
• Anneleri ile çözemedikleri bir sorun yaşayanlar ya da sevgi ve yakınlık duygusu geliştirememiş olanlar.
Grupla birlikte, ANNE BAĞLANMA SİSTEMİ ÜZERİNE FARKINDALIK YARATMAYA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA YAPILACAKTIR.

17 Haziran 2019 Pazartesi

Saat : 13.00 -17.00

Bilgi ve Rezervasyon
05357132521

www.darmanas.com

info@darmanas.com

25 Mayıs / Annemle ilk ilişkim = Hayatla ilişkim

Bağlanma ve ilişkilere yansıması” konusunun işlendiği workshopta , psikolog ve psikanalist John Bowlby den günümüze gelen bağlanma teorileri ışığında, kendi yaşam yolunuzda kurduğunuz “ ilişkiler sistemine” dair geniş bir iç görü kazanacaksınız.
Yürüyen ya da tıkanan ilişkilerinizdeki kişisel yaklaşımlarınızı fark edip, daha sağlıklı düzenlemeler yapabilmenin ip uçlarını alabileceksiniz.
Konstelasyon bakış açısı ve yaklaşımıyla, temsilci algısı fenomenini deneyimleyerek annenizle olan ilk bağlantınızı kaliteli bir yaşama ulaşmak için nasıl dönüştürebileceğinizi fark edebileceksiniz.

* Erken dönem anne- bebek bağlanmasının kalitesinin, kişisel yaşam üzerindeki etkileri.
* Anne – çocuk ilişkisinin yaşam yolunda sağlıklı sınırı nedir?
* Konstelasyon bakış açısı ile SEVGİ ve KÖR- SEVGİ arasındaki farklar.
* SADAKAT kavramına yeniden bakış.
* Anne, “Ben, her şekilde senden daha iyiyim”…! Ve sonuçları.
* “Kabul” ne demektir? Nasıl gerçekleşir.

Katılımcılar arasında ” anne bağlanma kalitesi hakkında” bilgi verme niteliğinde bir sistemik çalışma yapılacaktır.

KİMLER FAYDALANABİLİR ?
* Belirgin olarak anne ile ilgili sorun yaşayanlar,
* Çocukları ile sağlıklı bir ilişki geliştirmek isteyenler.
• Her hangi bir ilişki içinde sorun yaşayıp, nedeni ve çözümü bulamayan ve bu sorunu diğer ilişkiler içinde tekrar tekrar yaşayanlar.
• Zarar gördüğü ilişki sistemlerinden uzaklaşamayanlar.
• Bağımlılık geliştirenler.
• Yaşamlarında , benzer problemlerle tekrar eden döngüler halinde yeniden yüzleşmek zorunda kalanlar.
• Anneleri ile çözemedikleri bir sorun yaşayanlar ya da sevgi ve yakınlık duygusu geliştirememiş olanlar.
Grupla birlikte, ANNE BAĞLANMA SİSTEMİ ÜZERİNE FARKINDALIK YARATMAYA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA YAPILACAKTIR.

Bilgi ve Rezervasyon
05357132521

www.darmanas.com

info@darmanas.com

Tarih: 25 Mayıs 2019 Cumartesi
Çalışma Saati: 13:00 – 17:00

Iç Sesleri Fark Etmek 1: Küskün, Güvensiz,İncinmiş Çocuk

22 Mayıs 2019 WORKSHOP
Iç Sesleri Fark Etmek 1: Küskün, Güvensiz,İncinmiş Çocuk

ETİKETLER

İçine doğduğum nesil iyi hatırlayacaktır; ilkokul ve sonrasında okul açılmadan defterlerimizi hazır etmeye çalışır, her bir ders için farklı defterleri düzenlerdik.

Bütün defterler için pırıl pırıl kaplama kağıtları alınır, defterler bir güzel o şık kağıtlarla kaplanırdı. Son detay ise defterlerin üzerine etiketlerini yapıştırmaktı.

Eğer defter kaplarımız aynı renkteyse ayırt etmek için…

Etiketler konusunda yazmayı düşünür düşünmez aklıma gelen bir görsel oldu, onu da yazının görseli olarak başa yerleştirip etiketleyiverdim 🙂

Aslında hepimiz, doğar doğmaz etiketleniriz;  hatta doğmadan önce.

Kız ya da erkek oluşumuz bile bir etiket oluşturur. Kız bebek için pembeler , oyuncak bebekler, evcilik takımları , erkek bebekler için maviler, arabalar, oyuncak askerler…   

ilk kelimeler etiketlerdir. Annenin manasını en derinden BİLEN bebek, anne sözcüğü ile o manayı eşleştirmeye başlar, sonra da devam eder: Ağaç, çiçek, kedi, köpek, masa, tabak, yemek, su…..

Bir süre sonra etiketler zenginleşmeye başlar: iyi, kötü, güzel, çirkin, ayıp, uslu, yaramaz….

Kısa bir süre içinde hangi etiketler (tanımlar) aile ve özellikle anne tarafından daha çok onay alıyorsa o etiketlere uygun tavırlar gelişmeye başlar.  Farkında bile olmadan, daha o etiketlerin ASIL MANALARI içerip içermediğini fark etmeden kıyafet gibi giyeriz onları. Niye ?

Çünkü o kıyafetleri ailemiz vermiştir, güvenlidir. Sorgulayacak bir yaşta bile değilizdir.  

Hareketli bir çocuk düşünelim, aktif, yerinde duramıyor, zeki. Ailenin ise bin türlü derdi var o sırada. Anne, baba çalışıyor , ekonomik sıkıntı içindeler ve evde çocuğun ablasının yanı sıra bakım vermeleri gereken bir de yaşlı nineleri var.

Anne çocuğun normal ihtiyaçlarına karşılık veremediği anda yapıştırıyor etiketi : “yaramazsın sen, yaramaz… Kötü bir çocuk oldun sen. Bak, filancanın çocuğu ne kadar uslu, zeki. Bir de sana bak..! işin gücün haytalık..! Kime benzedin bilmem ki.”

Ablası ise ergenliğe  adım atmış, tüm bildikleri sanki yanlış ve hayat çok ağır gibi geliyor, KENDİNİ yeniden keşfetme yolunda. Gönlü kaymış yaşıtı bir delikanlıya , kalp çarpıntıları ile ilk kez el ele tutuşmuş, hülyalarda, ayakları yerden kesilmiş. Evdeki sorumlulukları aklından uçup gitmiş:  yemek masasında istenen tuzluğu duymamış bile… ” Sen iyice aptallaştın. Ne biçim gençsin sen, konuşulanı da duymuyorsun artık. Sanki bu evde yaşamıyorsun. Geçen gün okuldan çağırdılar orada da notlar düşmüş, öğretmen dinlemiyor beni diyor. Zaten küçüklüğünden beri sakardın, yetmedi bir de aptallık çıktı başımıza”

Etiketler, etiketler…

Sonra, özdeğerinin farkına varamayan, güvensiz ya da sosyalleşemeyen ,iç dünyasında bin türlü boğuşma ile yaşamaya çalışan bireyler. 

Etiketler var oluşumuz için, aidiyetimiz adına bir çerçeve belirleyebilmemize yarar. Soyut kavramlar ile  duygularımızı yargılamaya dönüştüklerinde ise o çerçeveler kişisel hapishanemiz haline gelebilir. 

“Ben iyi bir çocuktum, şimdi de mutlaka iyi bir insan olmalıyım” dediğimizde- genel değerlerin ötesinde- kötüyü , kötü olabilme hakkı ve seçimimi dışladıysam eksik kalırım. Kötü olarak nitelendirdiğim durumları sorgulamadan reddedebilirim ve bu, kendi negatif duygularımı da dışlamayı getirir ki bu durumda GERÇEKTEN İYİ OLMA SEÇİMİMİ LAYIĞIYLA YERİNE GETİREMEM.

Sadece iyi ve kötü  arasında verdiğim bu örneği, günlük hayatımızda kullandığımız yüzlerce yargıya uygularsak ne olur? 

Yaşam, etiketler arasında GÜVENLİ gibi görünse de aslında demir parmaklıklar arkasındaki izleyici rolündeyizdir. Her bir parmaklık, bizim OLANa yapıştırdığımız etikettir. 

Bu, tohumlarını ailemizin attığı ve sonra kendi yarattığımız kişisel hapishaneden çıkış mümkün. 

İşte anahtarlar:

Önce günlük yaşamınızda verdiğiniz tepkilere, eleştirilere bakın; kendinizi izleyin.

Toplumun genel kabulüne göre değil, KENDİ KALBİNİZE göre 

Nelere iyi, güzel, hoş, diyorsunuz? O kişilerin yaptığını düşündüğünüz ve Kötü olarak nitelendirdiğiniz davranışlarında, onlara göre İyi, hoş, güzel olma olasılığı olamaz mı?

Aynı şekilde negatif etiketler için düşünün. 

Tüm bunların altında yatan dinamik nedir , bir düşünün. Herkesin “aidiyet adına” kendi iyileri ve kötüleri olduğu bir dünyada yaşıyorken “DOĞRU”YU nasıl bulacağız? 

Halil Cibran ın sözleri bize parlak bir anahtar sunuyor:

Yanlış ve doğru hakkındaki fikirlerimizin ötesinde bir alan var. Sizinle orada buluşacağım. Ruh, çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın doğru-yanlış fikirlerinize ihtiyacı olmadığını göreceksiniz.

 

Kendi etiketlerinizi keşfettikçe, nedenlerine, kaynağına yaklaşırsınız. 

Kaynağını keşfettiğinizde, alternatiflerini fark edersiniz.

Alternatiflerini fark ettikçe , Diğerlerini anlamaya başlarsınız.

Diğerlerini anlamak için kulak kabarttığınızda, empati geliştirirsiniz.

Empati geliştikçe, hapishane duvarları yıkılmaya başlar.

Çünkü hepimiz, aynı dünyada, aynı yolda,  birlikte yürümeyi öğrenen yolcularız.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ‘nin sözleriyle nokta koyalım:

Yaraların, ışığın içeri girdiği yerdir.
 
Kapı ardına kadar açıkken neden hapishanede kalırsın?
 
Eriyen kar gibi ol, kendini kendinle yıka!
 
Senin görevin aşkı aramak değil, ancak onunla aranda kurduğun engelleri aramak ve bulmaktır.

 

Sevgilerimle Dostlar.

 

21 Nisan Pazar /Yaprak HISIM ile Aile Niyet ve Travma Konstelasyon Çalışması

 

 

“Dönüşüm için; insanın ilk olarak, gerçekte ne olduğunu seyretmesi lazımdır. Gerçekte olanı seyretmediğim sürece; ulaşmak istediğim bir idealin peşinden koşup dururum.
Eğer; peşine düştüğüm bu: ‘Şiddetsiz olma’ idealini bir kenara bırakır ve içimdeki şiddeti seyredersem; o vakit şiddetin tamamen farkında olurum ve bu hakikatin apaçık bilincinde olmam bir dönüşüm meydana getirir. Deneyiniz bunu, siz de göreceksiniz. GERÇEKTE OLANI KABULLENEMEME; HEPİMİZ İÇİN BÜYÜK BİR SORUNDUR.
ASLA GERÇEKTE OLANI SEYRETMEK İSTEMEM. Huysuz olduğumu asla kabullenmek istemem ve her daim huysuzluğuma bir sebep uydururum. Fakat onu olduğu gibi seyredersem; yorumlamaya, mazur görmeye kalkmazsam; o vakit dönüşüm mümkün olacaktır. Bu muazzam bir dürüstlük gerektirir fakat çoğumuz düşüncelerimizde dürüst değiliz. Bu; düşüncenin kendisini nasıl kandırdığını keşfetmektir ve bu keşif çok önemlidir. Ancak düşüncenin hilelerini keşfettiğinizde; gerçekte olanla yüzleşebileceksiniz.” der Krishnamurti .

Gerçeği görmek, olanı olduğu haliyle yaklaşabilmek SUÇLUSU VE KURBANI İLE HEPİMİZİN İNSAN OLDUĞUMUZU İDRAK EDEREK OLANI KABUL EDEBİLMEYİ SAĞLAR. Kabul edebilmek, yaşama EVET diyebilmektir. Bize ait olmayan yüklerden kurtulmak, TEMİZLENMEK, sorumluluk alarak yaşama akabilmek demektir.
Bunun için Konstelasyon Çalışması çok değerli bir alan açar.

Kimler Faydalanabilir?

İçinde bulunduğu durumdan memnun olmayıp, değiştirmekte zorlananlar,
Açıklanamayan derin üzüntü, utanç, kızgınlık ve
Suçluluk duygusu yasayanlar,
Öfke yasayanlar,
Bağımlılık sorunu yaşayanlar,
İlişkilerde sorun yaşayanlar,
Bozucu ve yıkıcı davranışları yapanlar veya maruz kalanlar,
İş yaşamında sorun yaşayanlar,
Para problemi yasayanlar,
Fiziksel sorun yasayanlar Aile, Travma ve Niyet Konstelasyon çalışmalarından faydalanabilir.

Tarih: 21 Nisan 2019 Pazar
Saat: 13.00 – 18.00

Katılım için
05357132521

www.darmanas.com

info@darmanas.com

ANNEMLE İLK İLİŞKİM = HAYATLA İLİŞKİM WORKSHOP 13NİSAN CUMARTESİ

 

 

Bağlanma ve ilişkilere yansıması” konusunun işlendiği workshopta , psikolog ve psikanalist John Bowlby den günümüze gelen bağlanma teorileri ışığında, kendi yaşam yolunuzda kurduğunuz “ ilişkiler sistemine” dair geniş bir iç görü kazanacaksınız.
Yürüyen ya da tıkanan ilişkilerinizdeki kişisel yaklaşımlarınızı fark edip, daha sağlıklı düzenlemeler yapabilmenin ip uçlarını alabileceksiniz.
Konstelasyon bakış açısı ve yaklaşımıyla, temsilci algısı fenomenini deneyimleyerek annenizle olan ilk bağlantınızı kaliteli bir yaşama ulaşmak için nasıl dönüştürebileceğinizi fark edebileceksiniz.

* Erken dönem anne- bebek bağlanmasının kalitesinin, kişisel yaşam üzerindeki etkileri.
* Anne – çocuk ilişkisinin yaşam yolunda sağlıklı sınırı nedir?
* Konstelasyon bakış açısı ile SEVGİ ve KÖR- SEVGİ arasındaki farklar.
* SADAKAT kavramına yeniden bakış.
* Anne, “Ben, her şekilde senden daha iyiyim”…! Ve sonuçları.
* “Kabul” ne demektir? Nasıl gerçekleşir.

Katılımcılar arasında ” anne bağlanma kalitesi hakkında” bilgi verme niteliğinde bir sistemik çalışma yapılacaktır.

KİMLER FAYDALANABİLİR ?
* Belirgin olarak anne ile ilgili sorun yaşayanlar,
* Çocukları ile sağlıklı bir ilişki geliştirmek isteyenler.
• Her hangi bir ilişki içinde sorun yaşayıp, nedeni ve çözümü bulamayan ve bu sorunu diğer ilişkiler içinde tekrar tekrar yaşayanlar.
• Zarar gördüğü ilişki sistemlerinden uzaklaşamayanlar.
• Bağımlılık geliştirenler.
• Yaşamlarında , benzer problemlerle tekrar eden döngüler halinde yeniden yüzleşmek zorunda kalanlar.
• Anneleri ile çözemedikleri bir sorun yaşayanlar ya da sevgi ve yakınlık duygusu geliştirememiş olanlar.
Grupla birlikte, ANNE BAĞLANMA SİSTEMİ ÜZERİNE FARKINDALIK YARATMAYA YÖNELİK BİR ÇALIŞMA YAPILACAKTIR.

Bilgi ve Rezervasyon
05357132521

www.darmanas.com

info@darmanas.com

Tarih: 13 Nisan 2019 Cumartesi
Çalışma Saati: 13:00 – 17:00

16 Şubat 2019 Grup Konstelasyon Çalışması

Cumartesi günü bu çalışmada;
☆ Yüklerimizin altında yatan nedenleri ve onları nasıl dönüştüreceğimizi göreceğiz. 
☆ Bilen Alanı deneyimleyip, buradaki “bilgiyi” keşfedeceğiz.
☆ Tüm konstelasyonlar sonrasında “Grup şifasına yönelik” özel bir TopluÇalışma ile taçlanacağız 

Özellikle sistem içinde yaşanmış travmalar dahil, bakmadığın, duymak istemediğin,sır haline gelmiş, yok sayıp reddettiğin, unutulmuş ne varsa, zaman içinde büyüyerek varlığını sürdürmeye devam eder;
Ve kendilerini bizim yaşamımızda TIKANIKLIK ya da PROBLEM olarak gösterirler.
Aslında bizim PROBLEM olarak nitelendirdiklerimizin altında yatanlar, yaşandıkları zamanda reddedilmiş, unutulmuş ve hala “görülüp, kabul edilmeyi, içselleştirilmeyi bekleyen olaylar ya da kişilerdir”.
Yaşanan travmalar, zihisel alanda değil duygusal alanda oluşur ve çözülmedilerse varlıklarını sürdürürler. Bilinçli zihin onları çoğu zaman farkında bile olmadan reddeder , yok sayar.
Bu negatif ve ifade edilmemiş duygular , beden ile direkt bağlantıda olduklarından, zihin tarafından reddedildikçe bedende hastalık oluşturacak temeli oluştururlar.
Konstelasyon Çalışması, tüm bu yaşananlara bakabilmek ve dönüştürebilmek için güvenli bir alan oluşturur.

KİMLER FAYDALANABİLİR:

*Yaşamdaki “doğal akışıtan” kolaylıkla faydalanamadığını düşünenler ( sevgi, ilişki, iş,para v.s)
* Belli olayları tekrarlanan döngüler halinde yaşamak zorunda kalanlar,( Hastalık, ayrılık, ölüm, v.s)
*Kronik hastalıklar yaşayanlar,
* Bağımlılık geliştirenler( Sigara, uyuşturucu, alkol, kumar, v.s)
* Çözemediği ilişki problemleri olanlar,
* Nedensiz mutsuzluk, depresyon, ümitsizlik gibi duygular yaşayanlar,
YAŞAMLARININ HER HANGİ BİR ALANINDA TIKANIKLIK HİSSEDENLER, KONSTELASYON ÇALIŞMASI ndan faydalanabilirler.
KONSTELASYON ÇALIŞMASI, sistem içinde anlatılan sebeplerden dolayı bozulmuş dengeleri yeniden yapılandırmakta yardımcı olur.

ÇALIŞMAYA KATILIM İÇİN info@darmanas.com adresine İSİM VE TELEFON NUMARASI İÇEREN MAİL ATILMASINI RİCA EDERİZ.

TARİH: 16 Şubat 2019 Cumartesi

SAAT: 13.00-18.00

KATILIM: 100 TL +KDV

ÇALIŞMA: 380 TL +KDV

26 Ocak 2019 Aile ve Travma Konstelasyon Çalışması

KONSTELASYON ÇALIŞMASI
Bir aile veya iş grubu, onu oluşturan insanların topluluğu olup kendi içinde bir SİSTEMdir. Yaşadığımız , çözemediğimiz aile ya da iş sistemimizde tekrarlayan sorunların temelinde, ÇÖZÜLMEMİŞ TRAVMALAR yatar.
Bu travmalar, sizin kişisel olarak yaşamış olduğunuz olaylara da bağlı olabilir, aile geçmişinizdeki büyüklerin yaşadıklarına da.
Sistem içerisinde herhangi bir birey tarafından deneyimlenen travmatik bir olay, aynı domino taşları gibi, diğerlerini de belli oranlarda etkiler.
Eğer bu yaşantı, ona bağlı kişilerle ilgili anıların ve duyguların dondurulması, reddedilmesi, yok sayılması şeklinde bertaraf edilmeye çalışılmışsa – ki çoğu zaman böyle olur- olayın enerjisi, sistem içerisinde mutlaka nesiller boyunca kendisini göstermeye devam edecektir.
Erken ölümler, kayıplar, kürtajlar, taciz, cinayet ya da göç, savaş gibi olaylar sistemi ilgilendiren ve travma yaratan olaylardır ve az önce anlatılanlara örnek olarak verebiliriz.
Acı deneyimler, baş edilmesi güç olaylar, yaşamın devamlılığı adına o sırada doğal olarak yok sayılmaya çalışılır. Ne de olsa olan olmuştur ve hayat devam ediyor. Kişi bu duruma adapte olabilmek için ya olayla ilgili duygularını dondurur, yok sayar, ya da reddeder.
Bu yaklaşım, olay anında işe yaramış olsa da ilerleyen zaman zarfında artık işe yaramaz. İşe yaramadığı gibi başka sorunları da yaşama çeker. Sağlıkla ilerleyebilmenin tek yolu yüzleşebilmektir. Çünkü TAMAMLANMAMIŞ DUYGULAR kilitlenip, bedende HASTALIK veya TEKRARLAYAN İLİŞKİ, İŞ PROBLEMLERİ, BAĞIMLILIKLAR OLARAK İFADE BULURLAR.
Konstelasyon Çalışması, sistemi ve öğelerini danışanın gözleri önüne serebilen bir grup çalışmasıdır. Bireysel seanslar şeklinde de uygulanabilir.
Çalışmada öncelikle önemli olan, danışanın sisteminin parçası olan kişilerin, TEMSİLCİLER vasıtasıyla göz önüne çıkması ve probleme sebep olan sağlıksız düzenin fark edilmesidir. Bu çoğu zaman sorunu yaşarken fark edilmez. Danışan, soruna sebep olan şeyin ne olduğunu tanımlasa da, çalışmanın ilerleyen adımlarında aslında çok daha derin bağlantılar keşfedilir. Sorunun temelinde yatan derin bağlantılar bir kez fark edildiğinde, ikincil duygulardan birincil duyguların (mutluluk, üzüntü, öfke, korku ve tiksinme *Damasio) hissedilebilmesi içi kapı aralanmış olur ve bu İYİLEŞME için en önemli adımdır.
Kabul ve affetme, ancak birincil duyguların hissedilip, ifadelerine izin verildikten sonra gelişir. Bunun dışında “kabul ettim, ben zaten affettim “ diyerek hiçbir yaşantı içselleşmez.
Bütün duyguları meydana getiren asıl duygular vardır, yani duyguların bazıları başka duygulara bağlı olarak ortaya çıkar. Bazı duyguların ortaya çıkmasına sebep olan duygu BİRİNCİL DUYGU, diğerleri ise İKİNCİL DUYGULAR olarak adlandırılır.
Birincil duygular temeldir ve yapıcıdırlar. İkincil duygular ise diğerleri bastırıldığında yön değiştirerek ortaya çıkarlar, yönlendiricidirler. Terapilerin amacı, doğal tepkilerin yuvası olan BİRİNCİL DUYGULARA ulaşmak ve bunların ifadesi için alan açarak İYİLEŞMEYİ DESTEKLEMEKTİR.
Yaşam, zıtlıkların birliğinde gizlidir. Hüzün olmadan neşe, acı olmadan mutluluk, hastalık olmadan sağlık, eksiklik olmadan tamlık anlamlı değildir. Bunlardan birinden kaçtığımızda, diğerini de tam olarak yaşamamız mümkün değildir. Yarım kalmış, reddedilmiş, ifade edilmemiş duygular YAŞAMI TAM OLARAK İÇİMİZE ALMAYI ENGELLER.
KONSTELASYON ÇALIŞMALARI, YAŞAMI HER ŞEYE RAĞMEN, BÜTÜNÜYLE KABUL EDEBİLMEK İÇİN ALAN AÇAR.
BU ALANDAN ÇIKTIĞINIZDA, HER NE OLURSA OLSUN, YAŞAMA VE TÜM GETİRDİKLERİNE ŞÜKRAN DOLU BİR KALPTİR GÖĞSÜNÜZDE DURAN : SİZİN KALBİNİZ…

KONSTELASYON ÇALIŞMALARINA TEMSİLCİ OLARAK KATILIM NE SAĞLAR..?
Konstelasyon çalışması , diğer sistemik grup çalışmalarında olduğu gibi temsilcilerden oluşan bir grup ve kendi konusunun çalışılacağı (seans alan) bir danışan ve kolaylaştırıcıdan oluşan , fenomenolojik bir yaşantı, terapidir.

Danışanın dışında grup üyelerinin her biri danışanın konusu ile ilgili birilerinin (isteğe bağlı) temsilini yaparlar.

Bu temsili yapabilmek için temsil edecekleri kişiyi tanımalarına ihtiyaç yoktur, zira alanda X kişiyi temsil etmek üzere durduklarında yapmaları gereken tek şey BEDENSEL TEPKİ VE İÇSEL İTİLİMLERİNİ TAKİP ETMEKTİR.

Enteresan bir şekilde ,hiç tanımamalarına rağmen, temsilcilerin yaptıkları her hareket , yönelim ve duygu aktarımı , temsil ettkleri kişi ile bire bir aynıdır.

Temsilci tarafından gerçekleşen, Alandaki bu devinim, kolaylaştırıcıya, Danışanın sistemindeki kişileri, olayları, kurban-fail örüntülerini (paternler), dışlananları vb. kolaylıkla göstererek düzenin düğümlerini çözme dokunuşu yapabilme imkanı yaratır.

Bu fayda sadece Danışanın seansında ve onun sistemine verilmiş gibi görünse de gerçekte alanda hali hazırda olan temsilcilere ve konuya dahil olmadan izleyen diğer grup üyelerine de katkı sağlar.

Temsilci , danışan tarafından “tesadüfen ” seçilir. Fakat bu “tesadüfün ” içi çok doludur. Çalışılacak olan konu ve bu iki kişinin yaşamdaki ( kendi sistemlerindeki) duruşları biraz araştırılırsa enteresan eşleşmeler, benzerlikler göze çarpar.

Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: danışan,seçtiği temsilciyi bilinçdışında sisteminde birilerine çok benzetmektedir.Seçtiği O kişide, temsil edeceği kişi ile benzer ruhsal özellikler ve travmaların olması kuvvetle muhtemeldir. Zaten tam da bu yüzden, temsilciler hiç tanımasalar da temsil ettikleri kişilerle aynı durumları yansıtırlar.

Peki bu temsilci açısından ne demektir?

Bu çalışmalara hiç katılmamış ve yeterli bilgi almamış birçok kişi “temsilci olma” konusunda tedirgin olabiliyorlar.
Gerekçeleri de ” diğer kişinin kadersel yüküne, karmasına karışmak,ve böylece kendi enerjisini kirletmek.”
ŞUNU NET OLARAK SÖYLEYEBİLİRİM:
SİZDE KARŞILIĞI OLMAYAN (kendi kişisel aile tarihinizde yaşanmamış, bilinmeyen) HİÇBİR KONUDA ZATEN TEMSİLCİ OLARAK SEÇİLMEZSİNİZ. Çok nettir benzer, benzere akar.
Eğer BİR KONUDA TEMSİLCİ OLARAK SEÇİLDİYSENİZ MUTLAKA AİLE TARİHİNİZİN BİR YERLERİNDE BENZER BİR ENERJİ BULUNMAKTA VE SİZİN ONU GÖRMENİZİ BEKLEMEKTEDİR.
BU açıdan bakıldığında her bir farklı konudaki temsilcilik KİRLENME DEĞİL, İNANILMAZ BİR ARINMA FIRSATINA DÖNÜŞÜR.
Böylece, Konstelasyon çalışmasından alınan faydalar, her konumda (danışan,koaylaştırıcı, temsilci, izleyici ) farklı oranlarda katkı sağlar.
Temsilci, çalışma sırasında deneyimlediği duygu akışını, serbest bırakmayı, sıkışma ve akıtmayı, affetmeyi bir başkası üzerinden deneyimleyerek tabiri caizse “öğrenir”. Hem kendi sistemi için bir katkı sağlar, hem danışana destek vermiş olarak katkı sağlar hem duygusal farkındalığı artar, “her türlü” olaya karşı yargısız yaklaşabilme özelliği geliştirir.
Bir çalışmanın , her seviyede bu kadar katkı sağlayabiliyor olması muhteşemdir.
izleyiciler ise, alanın dışında olmalarına rağmen aynı duygu akışını daha uzaktan “izleme” şansına sahip olurlar.
Burada geliştirilebilen belki de en temel özellik “yargısızca izleyebilmektir”.
Az şey mi , ne dersiniz ?

Yaprak HISIM
Konstelasyon Kolaylaştırıcısı, Eğitmen

https://www.facebook.com/events/351772748982948/

Tarih : 26 Ocak 2019 Cumartesi

Saat: 13.00 -18.00 

 

Katılım için info@darmanas.com adresine mail atarak ONAY MAİLİ ALMANIZ ya da 05357132521 nolu telefondan bağlantı kurmanız GEREKMEKTEDİR.

KATILIM ÜCRETİ 100 TL , ÇALIŞMA AÇILIMI 350 TL.DİR.

 

KONSTELASYON ÇALIŞMALARINA TEMSİLCİ OLARAK KATILIM NE SAĞLAR..?

 

Konstelasyon çalışması , diğer sistemik grup çalışmalarında olduğu gibi temsilcilerden oluşan bir grup ve kendi konusunun çalışılacağı (seans alan) bir danışan ve kolaylaştırıcıdan oluşan , fenomenolojik bir yaşantı, terapidir.

Danışanın dışında grup üyelerinin her biri danışanın konusu ile ilgili birilerinin (isteğe bağlı) temsilini yaparlar.

Bu temsili yapabilmek için temsil edecekleri kişiyi tanımalarına ihtiyaç yoktur, zira alanda X kişiyi temsil etmek üzere durduklarında yapmaları gereken tek şey BEDENSEL TEPKİ VE İÇSEL İTİLİMLERİNİ TAKİP ETMEKTİR.

Enteresan bir şekilde ,hiç tanımamalarına rağmen, temsilcilerin yaptıkları her hareket , yönelim ve duygu aktarımı , temsil ettkleri kişi ile bire bir aynıdır.

Temsilci tarafından gerçekleşen, Alandaki bu devinim, kolaylaştırıcıya, Danışanın sistemindeki kişileri, olayları, kurban-fail örüntülerini (paternler), dışlananları vb. kolaylıkla göstererek düzenin düğümlerini çözme dokunuşu yapabilme imkanı yaratır.

Bu fayda sadece Danışanın seansında ve onun sistemine verilmiş gibi görünse de gerçekte alanda hali hazırda olan temsilcilere ve konuya dahil olmadan izleyen diğer grup üyelerine de katkı sağlar.

Temsilci , danışan tarafından “tesadüfen ” seçilir. Fakat bu “tesadüfün ” içi çok doludur. Çalışılacak olan konu ve bu iki kişinin yaşamdaki ( kendi sistemlerindeki) duruşları biraz araştırılırsa enteresan eşleşmeler, benzerlikler göze çarpar.

Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: danışan,seçtiği temsilciyi bilinçdışında sisteminde birilerine çok benzetmektedir.Seçtiği O kişide, temsil edeceği kişi ile benzer ruhsal özellikler ve travmaların olması kuvvetle muhtemeldir. Zaten tam da bu yüzden, temsilciler hiç tanımasalar da temsil ettikleri kişilerle aynı durumları yansıtırlar.

Peki bu temsilci açısından ne demektir?

Bu çalışmalara hiç katılmamış ve yeterli bilgi almamış birçok kişi “temsilci olma” konusunda tedirgin olabiliyorlar. 
Gerekçeleri de ” diğer kişinin kadersel yüküne, karmasına karışmak,ve böylece kendi enerjisini kirletmek.”
ŞUNU NET OLARAK SÖYLEYEBİLİRİM:
SİZDE KARŞILIĞI OLMAYAN (kendi kişisel aile tarihinizde yaşanmamış, bilinmeyen) HİÇBİR KONUDA ZATEN TEMSİLCİ OLARAK SEÇİLMEZSİNİZ. Çok nettir benzer, benzere akar. 
Eğer BİR KONUDA TEMSİLCİ OLARAK SEÇİLDİYSENİZ MUTLAKA AİLE TARİHİNİZİN BİR YERLERİNDE BENZER BİR ENERJİ BULUNMAKTA VE SİZİN ONU GÖRMENİZİ BEKLEMEKTEDİR.
BU açıdan bakıldığında her bir farklı konudaki temsilcilik KİRLENME DEĞİL, İNANILMAZ BİR ARINMA FIRSATINA DÖNÜŞÜR.
Böylece, Konstelasyon çalışmasından alınan faydalar, her konumda (danışan,koaylaştırıcı, temsilci, izleyici ) farklı oranlarda katkı sağlar. 
Temsilci, çalışma sırasında deneyimlediği duygu akışını, serbest bırakmayı, sıkışma ve akıtmayı, affetmeyi bir başkası üzerinden deneyimleyerek tabiri caizse “öğrenir”. Hem kendi sistemi için bir katkı sağlar, hem danışana destek vermiş olarak katkı sağlar hem duygusal farkındalığı artar, “her türlü” olaya karşı yargısız yaklaşabilme özelliği geliştirir.
Bir çalışmanın , her seviyede bu kadar katkı sağlayabiliyor olması muhteşemdir.
izleyiciler ise, alanın dışında olmalarına rağmen aynı duygu akışını daha uzaktan “izleme” şansına sahip olurlar. 
Burada geliştirilebilen belki de en temel özellik “yargısızca izleyebilmektir”.
Az şey mi , ne dersiniz ?

Yaprak HISIM 

Tekrarlayan döngüler kaderim midir? 18/ 11/ 2018

Tekrar eden psikolojik temelli modeller zaman zaman yaşamımızı çekilmez bir hale getirebilirler.
 
 
SPİRAL DUYGUSAL PATERNLER BİZLER DOĞMADAN ÖNCE VAR OLAN BİLGİNİN DNA İLE AKTARILMIŞ HALİ VE TABİİ Kİ KİŞİSEL DENEYİMLERİMİZİ İÇERİR.
 
Maalesef bu duygusal paternler, müdahale yapmadan yok olmazlar ve ölene kadar “tekrar ederler”.
Halk arasında ” arabanın ön tekerleği nereye giderse arka tekerlek de oraya gider ” deyişi tam da bu durumu anlatır.
Örneğin onaylanmadan eleştirilip yetersiz görülerek büyüyen bir çocuk maalesef yetişkinliğinde de ister işinde ister evinde her türlü ilişkisinde sürekli onaylanmayacak, yetersiz bulunup eleştirilecektir.
Sevilmemiş, şefkat duyulmadan fedakarlık yaparak büyümüş bir çocuk, yaşamdan yetişkinliğinde de sevgi, şefkat göremez. bir parça sevgi, onay için türlü fedakarlıklar yapar ama hayat boyu kıymeti bilinmez.
Örnekler daha çoğaltılabilir. Kısacası geçmişte gizli SPİRAL DUYGUSAL PATERNLERİ keşfedip çözmeden yaşam farklı akmayacaktır.
Bizlerden bağımsız olarak varlığını sürdüren bir KADER söz konusu değildir.
Sebep-sonuç ilişkisi karmayı oluşturuyorsa, geçmişte yaptığımız ya da yapmadığımız her şeyi BUGÜN yaşıyoruz. Ve yarın, bugün yaptıklarımızın sonucunu yaşayacağız.
Öyleyse, BU DÖNGÜLERİ KIRMA ŞANSIM VAR..!
BU ÇALIŞMA BİR PENCERE NİTELİĞİNDE.
.
Bu çalışmada
 
*derinde yatan duygusal paternleri,
*onların oluşma nedenlerini
*bugün, yaşamımızda neleri bloke ettiğini
*ve aşabilme yolunda ilk adımları deneyimleyeceğiz.
tüm bu dinamikleri Konstelasyon Çalışması içinde, Bilen Alanda Temsilciler vasıtasıyla göreceğiz.
 
 
 
Katılım için KAYIT GEREKLİDİR.
info@darmanas.com ya da
05357132521 no’lu telefondan iletişim bilgilerinizi göndererek bize ulaşabilirsiniz.
ÇALIŞMA ÜCRETLİDİR.