+90 5357132521
info@darmanas.com

SEN BENİ UZAK SANIRSIN …

GERÇEK ÖZGÜRLEŞTİRİR...

SEN BENİ UZAK SANIRSIN …

images-14Ben neyim;  içime yürüdükçe senden, ondan diğerinden parçalar bulan, onları Ben sanan…

Sen nesin; içinde diğerlerinin tüm tınılarını barındıran ve onlardan bir armoniyi sürekli mırıldanan…

Ben, bana ulaşmak için ömürler tüketen, yolda tökezleyen, kaybolan,
her yeni ovada diğerine benzer otları, taşları, ağaçları, eskisi sanan ve böylece yine yeniden kaybolan. Kayboldukça, yeni maceraya sevinçle dalmak yerine hüzünlenmeyi seçen, “doğru yol”u dışında , onaylarla, başkalarının tabelalarıyla arayan, ve böylece yalnızlaşan, çaresizliğe takılıp yürüyen, yürüyen, yorulan…

Yoruldukça, anlamın KAYBOLUP YENİYİ KEŞFETMEK olduğunu unutan.

Sonuca odaklı zihniyetin içinde, sürecin mutluluğunu, huzurunu, maceracı neşesini, heyecan veren sürprizlerini, yani YAŞAMI ıskalayan…

Unutma: YAŞAM NEHRİNİN  ISLAK SOĞUĞUNA ACI İLE ODAKLANANLAR İÇİN, YÜZMENİN BÜYÜSÜ YA DA SANDAL SEFASININ ANLAMI YOKTUR. ZİRA ONLAR, HER DAİM ÜŞÜRLER !

YAŞAMA TUTUNMAK bilinir.

Rahme ilk düşen hücre YAŞAMA ZATEN TUTUNMUŞTUR.

O , hangi anayı – babayı seçtiğinin ötesinde YAŞAMI seçmiştir. Bu yolculukta yaşamının kalitesini belirleyecek olan ikinci şey: Onu Yaşama taşıyan Rahmi, Annesini Bilmek tir.

O karanlık, ıslak, sıcak, canlı ve içindekine hayat sunan MABET asli görevini yerine getirir. Can verenin iradesi ile, Kendiliğinden… 

Minik hücrenin ise, var olabilmesi, yaşam alabilmesi için ihtiyacı olan tek şey Annesidir. 

Annelik kavramını sorgular dururuz ya, bakan mı doğuran mı diye; ANNE , Rahimdir YAŞAM VEREN…

Diğer tüm tanımlamalar, zihnin sorgu ve beklentilerinin ürünleri olarak karşımıza dikiliverirler. 

Ne gariptir ki Yaşamı alabilmek için tutunmak ZORUNDA olduğumuz anneyi, YAŞAMA AKABİLMEK İÇİN BIRAKMAK zorundayızdır. Karşılaştığımız yüzlerce problemin temelinde yatan en önemli sorun budur. Ya, annemize ilk bağlandığımız dönemde korku, güvensizlik gibi ( Fetüs ve yeni doğan için bu ÖLÜM demektir.) negatif duygular yaşanmıştır, ya da uygun yaşa geldiğimizde hala Anneden kopamamışızdır. (Tabii tüm bunlar bilinç dışı seviyelerde oluşurlar.) Tüm bunların ,davranışlara yansımasını rahatça görebilirsiniz.

“İlişkilerimde istikrarsızlık yaşıyorum ”

“Bana zarar verdiğini bilsem de o ilişkinin içinden çıkamıyorum”

“Çok iyi niyetli, vericiyim. Kardeşlerim de var fakat tüm geniş ailenin problemleri, bakımı, planlamalarıyla ben ilgileniyorum. Kimse umursamıyor.Çok yorgunum”

” Partnerim, patronum, çocuklarım v.s beni hiç anlamıyorlar. Sürekli eleştirip yargılıyorlar.”

” Yaşama sevincim yok. ” 

“Ben ….. yapmazsam annem mahvolur, ölür, v.s ”

” Uçurumun kenarında yaşamaktan bıktım. ”

“O, benim annem olamaz. Ondan nefret ediyorum. Bana, beni,benle,  …… yapmadı,bıraktı, terk etti  .”

“Ben tüm bunları biliyorum ve affettim. Fakat hayatımda problemler bitmiyor.”

gibi, gibi, gibi.

Bunlar gibi daha nice sorunun temelinde ANNEYİ ALAMAMA  (Dolayısıyla yaşamı alamamam)ya da bağlantılı olarak ANNEYİ BIRAKAMAMA yatar.

Anne, çocuk için bir kayadır.Güvenli, sağlam, net, korunaklı.

Peki YAŞAM  nedir ? Sürekli değişen, akan, kalıcılık barındırmayan, devingen, dönüştüren yüce nefes.

Anne topraksa , yaşam hava gibidir. O  yüzden toprağa sağlam basamayan, yürümek, koşmak, zıplamak için havalanamaz. Yaşamak için nefes alamaz. Zıpladığında hissettiği kısacık mutluluk ve özgürlük deneyimi, düşme korkusu ile zedelenip yok olur. Havayı nefese dönüştürüp yaşamı solumak, toprakta kök salmadan tam anlamıyla mümkün olmaz. Tıpkı tohumun tomurcuğa ve çiçeğe dönüşmesi gibi. 

O halde gelin bir çalışma yapalım birlikte:

İçinizdeki ÇOCUK annesine, ona verdikleri ya da veremedikleri için kızgın, kırgın, öfkeli, hüzünlü , yas içinde olabilir. Sessiz bir odaya gidin, yanınıza çalışma sonrasında kullanmak üzere boş bir kağıt ve kalem alın, telefonları kapatıp kendinizle baş başa kalın.

GÖZLERİNİZİ KAPATIN. Nefeslerinizi izleyip sakinleşene kadar bekleyin.

Çocukluğunuzu , düşünün. O çocuğun tüm duygularını anlayıp ,hissetmeye izin verin.

Sonra yavaşça Annenizi hayal edin. Onun taa gözlerinin içine bakın, HER NE OLDUYSA OLMUŞ OLSUN, duyguların sizi dağıtmasına izin vermeden gözlerine bakmaya devam edin : O var olduğu için siz de varsınız. Tüm yaşam enerjiniz ondan geldi. Bunu hissederek gözlerine baktığınızı hayal etmeye devam edin. Kalbinizde hissetmeye başladığınızda, ona TEŞEKKÜR EDİN : SENDEN GELEN YAŞAM HEDİYESİNİ ALDIM, TEŞEKKÜR EDERİM. SEN BENİM ANNEMSİN, BEN DE SENİN KIZIN/ OĞLUN.  Deyin.

Kalbinizde ve zihninizde yaşadığınız şükran duygusunu tüm bedeninizde hissedin. Damarlarınızda dolaşan sıcak kanın devinimini, nefesinizi, nabzınızın atışını ve YAŞAMI şükranla kabul edin.

Sonrasında GÖZLERİNİZİ AÇIN ve boş kağıda sol elinizi kullanarak (solak sanız sağ el ) yaptığınız çalışma ile ilgili küçük bir çizim yapın.

Geniş aileniz ve Ebeveynlerinizden size gelen YAŞAMI ve onu taşıyan  KADER YOLUNU sevgiyle kabul ederek, kendi yaşamınızda güzellikler yaratmanızı dilerim.

Sevgi ile Hoşça Kalın.

Yaprak Hısım

Mazhar Alanson’un güzel şarkısı galiba ortak duygularımıza tercüman oluyor ..! Keyifli dinlemeler ..!

 

 

 

 

 

 

 

Tags: , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir