+90 5357132521
info@darmanas.com

VİCDAN

GERÇEK ÖZGÜRLEŞTİRİR...

VİCDAN

Öğrenci Usta’ya sorar: “Söyle bana, nedir özgürlük?”

“Hangi özgürlük?” diye sorar Usta:

“İlk özgürlük ahmaklıktır. Binicisini kişneyerek üstünden atan soylu bir ata benzer. Ama ardından daha da gerilir dizginleri.

İkinci özgürlük pişmanlıktır. Gemi karaya oturduktan sonra,tahliye sandalına bineceği yerde enkazda kalan dümenciye benzer.

Üçüncü özgürlük anlamaktır. Ahmaklık ve pişmanlığın ardından gelir. Rüzgarda salınan başağa benzer, zayıf olduğunda eğilmeyi bildiği için ayakta kalır.”

“Hepsi bu mu? Der Öğrenci.

Usta yanıtlar: “ Kimileri ruhlarının gerçeğini aradıklarını söyler. Oysa Daha Büyük Ruh, onlar aracılığıyla düşünmekte ve aramaktadır. Tıpkı doğa gibi o da pek çok hata kaldırır ama hile yapmaya kalkışanları da yenileriyle değiştirir. Ama düşünmelerine izin verdiklerine, sınırlı bir özgürlük tanır. Ve , kendini ona bırakan bir yüzücüyü taşıyan ırmak gibi alır onları karşı kıyıya taşır.” ( Bert Hellinger)

Kıssadan hisse, hikayenin meali, VİCDAN ve VİCDAN RAHATLIĞI olarak nitelendirdiğimiz yaşantılar, çok farklı süreçlerden geçerek bizleri özgürlüğe götürmesini beklediğimiz duygulardır. Hangi aşamada isek, farkındalık oranımıza göre ya suçluluk- masumiyet döngüsü içinde takılı kalırız, ya da bu döngüyü aşarak teslimiyet limanına varırız.

 Konstelasyon Çalışmasının temelinde var olan ÜÇ FARKLI VİCDAN tanımı, bugün yaşadığımız birçok sorunun da temelini oluşturan kavramlardır.

Üç farklı vicdan tanımlaması, ilk öğrendiğimde bana karmaşık gelmiş olsa da zaman içinde bunu anlamak ve buna göre yaşamayı seçmek, yaşamıma çok büyük değer kattı.

 Hepimiz, VİCDAN RAHATLIĞI ndan bahseder, başımızı yastığa koyduğumuzda O derin huzuru ararız. Bunun  şartı, karşılaşmış olduğumuz her hangi bir durumda “doğru”, “erdemli”, “dürüst”, “affedici”, “verici”, “alttan alan”, “ kaynaştırıcı-birleştirici”, ”dedikodusuz”, “samimi” ve bunun gibi davranmaktan geçer.  Bütün bu davranış tarzlarının en önemli noktası AİT OLMA duygumuzdur. Belli bir şekilde davrandığımızda, bulunduğumuz alanda,(aile, iş ortamı, okul ortamı, arkadaş ortamı..) kendimizi güvende, sağlam ve oraya ait hissederiz. Dolayısıyla “vicdanımız rahattır”. Aksi durumlarda, içsel bir huzursuzluk duyarız. Bir şekilde o huzursuzluk olarak nitelendirdiğimiz duygu durumundan kurtulmaya , ve bunun için gereken telafi yollarını aramaya başlarız ; Yani, tekrar güvende olmak, AİT OLMAK isteriz. Bu döngüyü yöneten iki duygumuz SUÇLULUK ve MASUMİYET tir.

Vicdan azabı SUÇLULUĞA, Vicdan rahatlığı MASUMİYETE işaret eder.

FAKAT TÜM BUNLAR Kişisel Vicdan KAPSAMINDADIR.

Sistemik Vicdan, tüm bu duygularla ilgilenmez. O, parçası olduğumuz grubun kolektif vicdanıdır ve en önemli görevi SİSTEMİN BÜTÜNLÜĞÜ VE DEVAMLILIĞINI sağlamaktır. Ne olursa olsun, sistem birinci derecede önem arz eder, üyeler ise ikincil öneme sahiptirler. Dolayısıyla gerçekleşen olaylar kapsamında üyelerin duyguları veya “iyi” olmaları sistemik vicdan tarafından dikkate alınmaz.

 Örneğin, dışlanan ya da farkında bile olmadığımız( kürtajla alınmış bir kardeş, ebeveynlerimiz tarafından unutulmuş terkedilmiş eski bir sevgili) bir yakınımızla sistemik vicdan aracılığıyla bağlanmamız, var olan ilişkilerimizde kişisel vicdanımızla çatışma yaratabilir. Bu gerçekten kişinin enerjisini tüketen ve karmaşa yaratıp, kendi yaşamına akmasını engelleyen bir tıkanıklıktır.

Sistemik Vicdan, bir anlamda içinde var olduğumuz grubun üyeleriyle olan bilinçdışı bağlantımızdır ve kendisini nesiller boyu üyelerin davranışlarında gösterir. Bu , o kadar derin bir itilimdir ki, kişi, bu özdeşleşmeyi yaşarken derin bir sevgi ve bağlılık hisseder. Fakat bu adanmışlık duygusu bir o kadar da bireyin kendi yaşamını almasına, sorumluluğunu hissetmesine, SUÇLULUK duygularıyla engel yaratır. Çok açıktır ki başka bir kişinin acısını, öfkesini, yasını üstlenmek ona da diğerine de bir fayda sağlamaz. Bu şekilde bir adanmışlık ve derin sevgi hislerine Bert Hellinger KÖR SEVGİ der; çünkü gerçeklerden habersiz bir sürüklenme gerçekleştirirler.

Bu konuya bir de somut örneklerle bakalım:

 Savaşta düşmanı öldürmek suç değil erdemdir(!?) .

Bu kalıbı bir düşünelim.

İki taraf var ve taraflardan birine ( Düşmana),hedefe giden yolda, en çok zarar veren asker, komutan, ödüllendirilir. Kişisel Vicdan için bu durum gayet normal ve aidiyet adına huzur vericidir. Sistemik Vicdan böyle bir durumda ölen ile öldürüleni aynı sisteme dahil eder ve fail- kurban ilişkisi sevgi ile çözümlenene kadar, acı enerjiyi nesiller boyu aktarır. Bu durum ,kürtaj ve düşükler dahil tüm ölümleri, taciz ve tecavüzleri , kazaları da kapsar. Çünkü tanımlama ne olursa olsun, ACI yaşanmıştır ve bu travmatik yaşantı bilinçdışı bir bağlanma yaratmıştır.

Ne üzücüdür ki insanlık, bu çözümlenmemiş travmatik deneyimlerin yükü ile evrilmekte ve bu dinamiği fark etmediğinden, kendini  gün geçtikçe daha da karmaşık bir duruma girmekte.

Bütün bu kısır döngüyü açabilecek TEK ANAHTAR  Ruhani Vicdan (Hellinger’in tanımı) da gizlidir. Ruhani Vicdan, bütünleştiricidir. “Ne” olduysa kabul edebilecek kadar geniş bir idrak halidir. Aşkındır. Doğru, yanlış, suçlu, masum, iyi kötü yargılarından çok ötede kapsayan bir huzur, dinginlik, kabul ve sevgi halidir.

Bu, ait olma ve birçok ihtiyaç ile bölen, dışlayabilen, yargılayan, doğru ve yanlışları olan KİŞİSEL VİCDAN dan farklıdır. 
Ve hepimizin bağlı olduğu KAYNAKtır. 
Kabul edebilmek, bağışlayabilmek, sevginin akışını sağlayabilmek ve dolayısıyla DÖNÜŞEBİLMEK ancak bu KAYNAKla bağlantıda iken mümkün olur.

Konstelasyon Çalışmalarında bu kadar travmatik yaşantının çözümlenebilmesi, sistemik dinamikler ve kişisel vicdan seviyesinden, Ruhani Vicdan düzlemine geçilebilmesi ve olana bu alandan bakılmasıyla kolaylaşmış olur.

Derin acıları dil ile kabul etmek kolaydır. Dönüşüm ve özgürleşme , ancak derin, kalbi kabul, sevgi, ve şükran duygularıyla gerçekleşir. Büyük acılar karşısında bunu başarabileceğimiz tek yer Ruhani Vicdanın penceresinden bakabildiğimizde gördüğümüzdür: HER YÖNÜYLE GERÇEK İNSAN.

Sevgiyle.

Yaprak Hısım 

 

Doğru yapma ve yanlış yapma fikirlerinin ötesinde

Bir yer var. Sizinle orada buluşacağım.

İlişkisel-Ruh, bu çimende uzandığında

Dünya, hakkında konuşulmayacak kadar dolu olacak.

Fikirler, diller, ve hatta “öteki” sözü bile hiçbir anlam taşımayacak.

Mevlana Celaleddin RUMİ

 

 

KAYNAKÇA: Bireysel Terapi Bağlamında Konstelasyon Çalışmaları/ Vivian

                       Broughton

           Sevginin Saklı Simetrisi / Bert Hellinger

         Trauma, Bonding and Family Constellations / Prof. Franz Ruppert

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir