+90 5357132521
info@darmanas.com

BENİ GÖR , BANA SAHİP ÇIK

GERÇEK ÖZGÜRLEŞTİRİR...

BENİ GÖR , BANA SAHİP ÇIK

Yavaşça ayağa kalktı. Geniş salonun ortasına doğru kontrollü olarak yürüdü, adım adım… Solukları sıklaşmıştı, çevresindeki her şeye karşı eşit mesafede ve temkinle ilerledi. Bedeni, yay gibi gergin, olası tehditlere hazır, gözleri keskin, bir kamera gibi onu saran gerçekliği taradı. Göz bebekleri neredeyse çevresindeki irisin derin yeşilini kaplamış, kömür kömür bakıyordu. Soğuk hissediyor, titriyordu : KORKUYORDU !

Geniş salonun ahşap parkeleri, üzerinde duran yedi kişinin temkinli adımlarıyla gıcırdadı. Korkusunun enerjisi, neredeyse somutlaşmış, elle tutulup gözle görülecek kadar ağırlaşmıştı.

    Aynı deneyimi, yedi sekiz yaşlarında iken ,ebeveynleri, onu evde iki üç saat kadar yalnız bıraktıklarında da yaşamıştı.

Hatırladı; Kapının kapanma tıkırtısından sonra, onların apartman boşluğunda gittikçe kaybolan ayak sesleri ve sonrasında ki derin sessizlik…

Korkunun sessizliği ! O gece, korkusunun dozu arttıkça, izleri de bedenine kaydoluyordu. Tadı, kokusu, parmak uçlarındaki hissi, rengi her şeyiyle KORKUSU somutlaştı!  İki saatin sonunda ebeveynleri eve döndüklerinde, yatağında yüksek ateşle titreyen bir çocuk buldular .

     Konstelasyonun yapıldığı salonda da aynı enerjiyi deneyimliyordu. Tanıdık. Sadece tek bir fark vardı, kırklı yaşlarına dek o yaşadığı korku deneyimini unutmuş ve türlü yollarla baş etmeyi öğrenmişti.

      Nasıl oluyordu, nereden çıkmıştı şimdi o dehşet verici duygu? Halbuki geçmişti, bitmişti ! Onu şimdilerde rahatsız eden tek şey kronik sağlık sorunları idi; Zaten Konstelasyon çalışmasını da onun için yaptırmak istemişti…

      Yıllar geçtikçe, aslında sağlıklı bir duygu olan  korku, kaygıya dönüşmüş, stres düzeyi sürekli yükselmiş ve iç huzurunu neredeyse tamamen kaybetmişti.

      Geniş bir grubun çevrelediği salonda, Temsilcilerin her hareketi, yıllardır kuvvet ve maharetle kaçmaya çalıştığı olayları ortaya seriyordu. Yüzlerce anı kırıntısı ve türlü duygu, saniyeler içinde bedeninden yüreğine iniyor ve hatırlıyordu…

Temsilcilerin arasından sıyrıldı ve kuytu bir köşede çömeldi, küçüldü, kapandı. Görmek istemiyordu. Yanakları ve boynu göz yaşlarından ıslanmış, titriyor, korkuyor ve çaresiz hissediyordu. Karşısında, geçmişinde ki en acı verici olaylar sergilenmekteydi: hem de hayatında hiç tanımadığı , görmediği insanlar aracılığıyla…

Birden, omuzunda sıcak, koruyucu, destekleyici ,sevgi dolu bir el hissetti.

  • Aç gözlerini, gözlerini aç !
  • Demek ki kapalıydı gözlerim ?

İçinden, bu sese güvenebileceği, aslında her şeyin geçmişte kaldığını yineliyordu kendine: Güvendi !

  • Bak oraya !

O SES ,acı anıların yaşandığı sahneye bakıp, sahip çıkmasını istiyordu. O kadar kolay değildi bu ! Yavaş yavaş, çok yavaş, Temsilcilerin devinimiyle birlikte, kendi deneyimleri ve duyguları da değişiyordu. Konstelasyon Kolaylaştırıcısı zor olan bu yüzleşmeyi , gerçekten kolaylaştırıyordu. Onun, kendi yaşam deneyimlerini kabul etmesi ve sahip çıkmasına destek oluyordu . Meğer, gizli, saklı, biriktirilmiş ve bastırılmış ne çok duygu vardı !

Konstelasyon deneyimi, bir kez daha anlamasını sağladı:

CESARET, KORKUSUZLUK DEĞİL, KORKUYA RAĞMEN İLERLEMEK Tİ.

  Korku, sağlıklı bir duygudur. Hayatta kalmamızı sağlayan, bizi tehlikeye karşı koruyan, katışıksız, net, samimi .

İnsanoğlu var oldukça, varlığını koruyacak sağlıklı duygulardan biridir KORKU. Hayatta kalabilmemizi garantilemek için fizyolojimizin içine yerleştirilmiş farklı nöro kimyasal dinamiklerle aktive olan, en temel güdülerimizden biri…

Tehlike anında “savaş ya da kaç” tepkisini verebilmemizi, ve dolayısıyla yaşama tutunabilmemizi sağlayan korku duygusu, ne oldu da günümüzde aleyhimize çalışıyor gibi görünmekte..?

Yalnızlık korkusu, terkedilme korkusu, parasız- işsiz kalma korkusu, ölüm korkusu, böcek, yılan, kedi, köpek, yükseklik, kapalı mekan, açık mekan korkusu vb. derken sanırım çevremize “korku” adını verdiğimiz görünmez ama çok güçlü ağlar ördük.

Aslında tüm bu saydığım ve daha sayamadığım nice “korku” diye nitelendirdiğimiz yaşantılar, geçmişimizde bizim (ve belki de atalarımızın )yaşadığımız   travmatik deneyimlerin geleceğe yansımasından başka bir şey değiller.

Zihinseldirler; öğrenilmiş tekrarlardır.

Zihinsel tetikleyici algı oluştuktan sonra, nöro kimyasal salgılarla bedene işlenirler ve bedende bir dizi reaksiyona, böylece de davranışa, tepkiye dönüşürler.

Sağlıklı korkuyu sağlıksız korkudan ayıran en temel özellik, birincisinin “şimdiki anda” oluşması ve bedensel tepki ile tamamlanması, ikincisinin ise geçmişin bir projeksiyonu, tekrarı olup, tamamlanmamış bir döngü ile insanı hapsetmesidir. 

Aslında “şimdi de” korkusuzluk ve huzur mevcuttur. Var olabilecek korku da sadece yaşamda kalmaya hizmet eder. Diğerinde ise var olmayan(veya bir zamanlar olmuş olan), ama şimdi de OLABİLME İHTİMALİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ŞEYDEN korkarız. O halde, tekrarlayan tamamlanmamış bu paralize edici duyguyu “kaygı” olarak tanımlayabiliriz.

Çoğu zaman “korkuyorum” tanımlaması, bu durumdan farklı olan “kaygı” duygularını ifade eder. Korku, bedendeki bir takım nöro-kimyasal süreçleri harekete geçirerek, yaşadığımız duruma ani ve efektif bir tepki verebilmemizi sağlar. Kaygı ise aynı mekanizmaları harekete geçirir, fakat yöneleceği net bir durum olmadığından süreklilik gösterir ve bedeni, zihni törpüler. Süreç tamamlanamaz.

Kaygı, kaynağı belirsiz korkudur. Tam da bu yüzden, kaygı durumu tamamlanamaz. Burada, sağlıksız bir süreklilik vardır. Tehdidin varlığından bağımsız olarak devam eder ve insanın zihinsel ve bedensel gücünü tüketir.

Aslında toplum genelinde korkulardan söz ettiğimizde, kaygılardan bahsediyoruz.

Çünkü,

 KORKU, hissedildiğinde mutlaka savaş ya da kaç tepkisi ile harekete dönüşür ve böylece yaşanıp tamamlanır .

KORKU   —– HAREKET —— TAMAMLANMA

Fakat KAYGI, yönlenecek net bir kaynak bulamadığından tamamlanmaz ve sürer.

KAYGI  ——— ?  ——— DEVAM EDEN ENDİŞE, STRES

Kaygılarla çalışırken, öncelikle kaynağı bulmak gerekir. Eğer kaynaktaki gerçek KORKU ile karşılaşıp, yüzleşme cesareti gösterebilirsek, süreci tamamladığımız için, ona bağlı bütün semptomlar da çözülecektir.

Konstelasyon çalışmaları, irili ufaklı bir çok kaygı ve korku için çözümlemeye yönelik ciddi alan açar. Korku (kaygı)nesnesi, ile  korkan kişinin arasındaki ilişkiyi anlamasına, duruma daha geniş bir pencereden , desteklenerek bakabilmesine, ve böylece korku yaşantısını tamamlayarak dönüştürebilmesine yardımcı olur.

Özellikle Travma ve Aile Konstelasyonlarında çoklukla karşılaştığımız şey, insanların “kaynak korkuları” ve “travma” larından kaçınma eğilimi göstermesidir. Aslında bu çok doğal bir süreçtir. Çünkü, acı verici anılar baş edilmesi güç duygular üretir ve insanoğlu hayatta kalma, hayatına devam edebilme adına bunları yok sayar. Tüm bu yadsınan , yüzleşilmeyen, kabul edilememiş duygular, çeşitli bedensel, zihinsel ve ruhsal problemler olarak karşımıza çıkarlar.

Tek bir amaçları vardır:  BENİ GÖR, BANA SAHİP ÇIK…

Korkuya rağmen yürüyebilmek ve GERÇEĞİN IŞIĞINDA, GERÇEK GÜZELLİKLERE yürüyebilmek ümidiyle.. 

Sevgide, Hoşçakalın.

Yaprak HISIM

Tags: , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir